Dolabımızda Kaç Litre Su Saklı? Giydiklerimizin Görünmeyen Hikâyesi
Dolabımızda Kaç Litre Su Saklı? Giydiklerimizin Görünmeyen Hikâyesi

Kıyafet dolabı, evin en az düşünülen yerlerinden biridir. Sabah açarız, bir giysi alırız, kapatırız. İçinde ne olduğunu aşağı yukarı biliriz ama oraya nasıl geldiğini pek merak etmeyiz.
Oysa asılı duran her parçanın arkasında uzun bir üretim zinciri vardır ve bu zincirin her halkasında su kullanılmıştır. Bir tişörtün pamuğu bir tarlada yetişti, ipliği eğrildi, kumaşı bir tesiste boyandı ve yıkandı, dikildikten sonra binlerce kilometre yol kat etti. Bunların hiçbiri dolabın önünde durup baktığımızda görünmüyor ve aklımıza gelmiyor.
Giyim, belki de suyun en görünmez olduğu alanlardan biridir. Çünkü kıyafetle su arasında gündelik hayatta kurduğumuz tek bağ çamaşır makinesidir. Oysa bir kıyafetin suyunun büyük bölümü, o kıyafet daha dolabımıza girmeden çok önce harcanmış oluyor.
Bir Sektörün Su Kullanımı
Ellen MacArthur Vakfı’nın tekstil ekonomisi üzerine hazırladığı kapsamlı rapora göre, pamuk tarımı dahil olmak üzere tekstil üretimi her yıl yaklaşık 93 milyar metreküp su kullanıyor.
Bu rakamın büyüklüğünü anlamak için bir karşılaştırma yapmak gerekiyor: bu miktar, dünyada çekilen toplam tatlı suyun yaklaşık %4’üne denk geliyor.
Tek bir sektör için bu küçük bir pay değildir. Ancak asıl mesele miktarın kendisinde değil, bu suyun nerede ve nasıl kullanıldığında.
Suyun Harcandığı Üç Aşama
Bir kıyafetin su hikâyesi üç ayrı yerde yazılır: tarlada, fabrikada ve dolabın kendisinde. Bu üç aşama birbirinden hem büyüklük hem de nitelik olarak ayrılır.
Hikâye tarlada başlar. Pamuk, dünyanın en yaygın kullanılan bitkisel liflerinden biridir ve su isteyen bir bitkidir; nerede yetiştiğine bağlı olarak suyunu yağmurdan ya da sulamadan alır. Yağış alan bölgelerde büyük ölçüde yeşil su kullanır; kurak bölgelerde ise nehirlerden ve yeraltından çekilen mavi suya bağımlı hale gelir.
Bu bağımlılığın nereye varabileceğinin en bilinen örneği Aral Gölü’dür. 1960’larda Sovyetler Birliği, Orta Asya’nın çöl topraklarını pamuk tarlasına çevirmek için gölü besleyen iki nehri, Amu Derya ve Siri Derya’yı sulamaya yönlendirdi. Dünyanın dördüncü büyük gölü olan Aral, o tarihten bu yana yüzey alanının yüzde 88’ini, su hacminin ise yüzde 92’sini kaybetti. Bugün eski liman kasabalarının kıyısında balıkçı tekneleri kumun üzerinde duruyor.
Aral Gölü tek tek tüketicilerin değil, bir tarım politikası kararının sonucudur. Ancak o pamuğun nereye gittiği düşünülürse, hikâyenin dolaplarla ilgisiz olmadığı da görülür.
İkinci aşama fabrikada geçer. Pamuk lif haline geldikten sonra iplik, kumaş ve nihayet kıyafet olur; bu süreçte suyun rolü değişir: artık bitkiyi büyütmek için değil, kumaşı yıkamak, boyamak ve terbiye etmek için kullanılır.
Boyama, tekstilin en yoğun su harcanan aşamasıdır. Kullanılan boya türüne göre bir kilogram kumaşı boyamak için 30 ila 50 litre su gerekir; iplik boyamada bu miktar daha da yükselir. Kumaş boyandıktan sonra fazla boyayı uzaklaştırmak için tekrar tekrar yıkanır.
Ancak buradaki asıl mesele harcanan su değil, çıkan sudur. Boyama sonrası ortaya çıkan atık su, boya maddeleri ve çeşitli kimyasallar taşır. Denetimin zayıf olduğu yerlerde bu su arıtılmadan doğaya bırakılır ve nehirler renk değiştirir.
Bu, önceki yazımızda tanıttığımız gri su kavramının tam karşılığıdır: fiilen harcanan su değil, oluşan kirliliği kabul edilebilir bir seviyeye seyreltmek için gereken sudur. Tekstilde toplam su ayak izinin ağırlığı çoğu zaman buradadır.
Burada bir uyarı yapmak gerekiyor. İnternette tekstille ilgili en çok paylaşılan rakam şudur: “Küresel endüstriyel su kirliliğinin yüzde 20’si tekstil boyamadan kaynaklanır.” Bu cümle neredeyse her zaman Dünya Bankası’na atfedilir. Ancak rakamın kaynağı takip edildiğinde Dünya Bankası’na ait doğrulanabilir bir çalışmaya ulaşılamıyor; kurum kendisine atfedilen böyle bir tespiti teyit etmiyor. Rakam 2012 tarihli bir dergi makalesi üzerinden yayılmış görünüyor.
Boyamanın ciddi bir kirlilik kaynağı olduğu doğrudur ve bu, ölçülmüş süreç verileriyle zaten gösterilebilir. Ancak kaynağı doğrulanamayan bir yüzdeyi tekrar etmek, doğru olan bir tespiti bile tartışmalı hale getirir. Bu nedenle o rakamı kullanmıyoruz.
Üçüncü aşama ise kıyafet satın alındıktan sonra, dolabın içinde başlar ve genellikle tamamen gözden kaçar. Bir kıyafet ömrü boyunca defalarca yıkanır. Her yıkama su, deterjan ve enerji tüketir.
Bu aşama, üretim zincirinin hiçbir yerinde görünmeyen ama toplamda ciddi bir paya ulaşan kısımdır ve bizim kontrolümüzdeki tek aşamadır.
Hızlı Modanın Çarpanı
Bu üç aşama her zaman vardı. Fakat günümüzde değişen şey, kaç kez tekrarlandığıdır.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın aktardığı verilere göre 2000 ile 2015 arasında dünyada kıyafet üretimi iki katına çıktı. Aynı dönemde bir kıyafetin kullanım süresi ise %36 azaldı. Bu iki rakama birlikte bakıldığında ortaya şu çıkıyor: daha fazla kıyafet üretiyoruz ve her birini daha kısa süre kullanıyoruz.
Su açısından bunun anlamı nettir. Bir kıyafetin su ayak izi, o kıyafet kaç kez giyilirse giyilsin değişmez. Dolayısıyla aynı kıyafeti iki kat daha kısa süre kullanmak, giyim başına düşen su miktarını iki katına çıkarır.
Yani tekstilin su meselesi yalnızca üretim yöntemiyle ilgili değil, tüketim hızıyla da ilgilidir.
Türkiye bu tablonun içinde iki ayrı yerde bulunuyor: hem pamuk yetiştiren bir ülke hem de dünyanın önde gelen tekstil ve hazır giyim üreticilerinden biri. Yani hem tarla aşaması hem de fabrika aşaması, önemli ölçüde bu topraklarda gerçekleşiyor.
Bir Kot Pantolona Yakından Bakmak
Şimdi bütün bu tabloyu tek bir ürün üzerinde inceleyelim.
Levi Strauss, 2015 yılında kendi 501 model kot pantolonunun tüm yaşam döngüsünü bağımsız bir danışmanlık şirketiyle birlikte, uluslararası ISO standartlarına uygun biçimde ölçtürdü ve sonuçları bir panel incelemesinden geçirdi. Bir çift kot pantolonun ömrü boyunca tükettiği toplam su ‘3.781 litre’ olarak ortaya çıktı.
Bu suyun aşamalara dağılımı, yazı boyunca anlattığımız her şeyi tek bir tabloda topluyor:
- Pamuğun yetiştirilmesi: 2.565 litre (yüzde 68)
- Tüketicinin yıkamaları: 860 litre (yüzde 23)
- Kumaş üretimi, dokuma ve boyama: 236 litre (yüzde 6)
- Aksesuar ve ambalaj: 77 litre (yüzde 2)
- Kesim, dikim ve son işlemler: 34 litre (yüzde 1)
Burada iki şey dikkat çekiyor.
Birincisi, “fabrika” dediğimizde aklımıza gelen aşama — kesim ve dikim — toplamın yalnızca yüzde birini oluşturuyor. Suyun büyük kısmı, üretici firmanın doğrudan kontrolünde olmayan iki yerde harcanıyor: pamuk tarlasında ve tüketicinin çamaşır makinesinde. Bu ikisi birlikte toplamın %91’ini yapıyor.
İkincisi, evdeki yıkamanın payı beklenenden yüksek. Şirketin kendi hesabına göre, bir kot pantolonu iki giyimde bir yerine on giyimde bir yıkamak, ürünün su ve enerji etkisini büyük ölçüde azaltıyor.
Bir not daha eklemek gerekiyor. İnternette bir kot pantolon için sıklıkla 10.000 litre rakamı görürsünüz. Bu rakamla buradaki 3.781 litre çelişmiyor; ikisi farklı şeyleri ölçüyor. Hesabın hangi aşamaları kapsadığı, pamuğun hangi ülkede yetiştiği ve yeşil suyun dahil edilip edilmediği sonucu tümüyle değiştirir. Önceki yazımızda söylediğimiz kural burada da geçerli: bir rakamı okumadan önce neyi ölçtüğünü sormak gerekir.
Dolaptaki Hikâye
Bir kıyafetin arkasındaki suyun büyük kısmı, o kıyafet daha dikilmeden önce harcanmış oluyor. Geri kalanı ise biz onu aldıktan sonra, her yıkamada azar azar ekleniyor.
Bu, kimsenin kıyafet almayı bırakması gerektiği anlamına gelmiyor. Ancak dolabımızdaki parçaların birer eşya değil, birer üretim zincirinin sonucu olduğunu hatırlatıyor. O zincirin bir ucunda bir pamuk tarlası, ortasında bir boyahane, sonunda ise bizim çamaşır makinemiz var.
Blue Future Initiative olarak umudumuz; dolabınızı bir dahaki açışınızda, orada duran şeylerin yalnızca kumaş olmadığını fark etmeniz ve daha bilinçli bir şekilde kullanmanızdır.
Kaynaklar
- Ellen MacArthur Foundation, A New Textiles Economy: Redesigning Fashion’s Future, 2017. https://www.ellenmacarthurfoundation.org/a-new-textiles-economy
- United Nations Environment Programme (UNEP), Sustainable fashion to take centre stage on Zero Waste Day, 2025. https://www.unep.org/technical-highlight/sustainable-fashion-take-centre-stage-zero-waste-day
- NASA Earth Observatory, World of Change: Shrinking Aral Sea. https://science.nasa.gov/earth/earth-observatory/world-of-change/aral-sea/
- Micklin, P., “The past, present, and future Aral Sea”, Lakes & Reservoirs: Research & Management, 15(3), 193–213, 2010.
- Levi Strauss & Co., The Life Cycle of a Jean: Understanding the Environmental Impact of a Pair of Levi’s 501 Jeans, 2015. https://www.levistrauss.com/wp-content/uploads/2015/03/Full-LCA-Results-Deck-FINAL.pdf
- Kant, R., “Textile dyeing industry: An environmental hazard”, Natural Science, 4(1), 2012.
- New Standard Institute, “20% of industrial water pollution globally is attributable to the dyeing and treatment of textiles” — https://www.newstandardinstitute.org/the-information/20-of-industrial-water-pollution-globally-is-attributable-to-the-dyeing-and-treatment-of-textiles
Blue Future Initiative (BFI), QUARS Arıtma tarafından yürütülen bir su farkındalığı ve sosyal sorumluluk projesidir. BFI içerikleri ticari tanıtım amacı taşımaz.
blue future initiative


